Türkiye’de iletişim artık lüks değil, temel ihtiyaç.
Bir insanın telefonu kapandığında; sadece konuşma değil, bankacılık, sağlık randevusu, iş bağlantıları da kesiliyor.
Ama gel gör ki; üç büyük operatör — Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone — bu temel ihtiyacı adeta bir “ceza mekanizmasına” çevirmiş durumda.
Fatura gecikti mi?
Hizmet kesiliyor.
Yeniden açtırmak mı istiyorsun?
Karşında 400 TL’ye varan açma-kapama bedeli.
Bir tuşa basılıyor.
Sistemden hat kapatılıyor.
Sonra tekrar bir tuş…
Hat açılıyor.
Peki bunun maliyeti gerçekten 400 TL mi?
Yoksa bu, vatandaşa kesilen modern bir “ceza faturası” mı?
Zaten gecikme faizi var.
Zaten hizmet kesintisi var.
Buna rağmen bir de “açma-kapama bedeli” adı altında ikinci bir darbe vuruluyor.
Bu durum, dar gelirli vatandaş için tam anlamıyla bir kısır döngü yaratıyor:
Ödeyemediği için kapanan hat, açtırmak için daha büyük bir borca dönüşüyor.
Bu noktada gözler doğal olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)’ya çevriliyor.
Soru basit:
Bu ücretlerin bir üst sınırı var mı?
Varsa neden bu kadar yüksek?
Yoksa neden yok?
Bu sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir mesele.
Çünkü sessizlik, bu düzenin devam etmesine hizmet eder.
İletişim bir haksa,
Bu hakkın yeniden açılması neden bu kadar pahalı?
400 TL’lik bir “açma-kapama bedeli”,
hizmet karşılığı mı…
yoksa modern bir tahsilat yöntemi mi?
Kararı siz verin.