SİZE SESLENİYORUM: TÜRKİYE YALNIZLIĞA MAHKÛM EDİLİYOR
Her gün aynı cümleyle irkiliyoruz:
“Evinde ölü bulundu.”
Bu artık sıradan bir haber değil; toplumun çöküşünü anlatan sessiz bir çığlıktır.
Japonların bu acı tabloya verdiği bir isim var: Kodokushi… Yani “Yalnız Ölüm.” Kimsenin fark etmediği, tek başına bir evde hayata veda etmek ve günler sonra bulunmak. Bir zamanlar bunun yalnızca Japonya’nın yaşlı nüfusuna ait bir dram olduğu sanılıyordu.
Ama artık Türkiye’de durum daha ağır.
Geçtiğimiz günlerde oyuncu Serhat Kılıç evinde günler sonra ölü bulundu. Ardından, Barış Manço’yla yıllarca aynı sahneyi paylaşan Kurtalan Ekspres’in sevilen perküsyon sanatçısı Hüseyin Cebeci, Bodrum’daki evinde ölü bulundu. Yakınları uzun süre haber alamayınca kapısı açıldı.
Allah her ikisine de rahmet eylesin.
Fakat mesele yalnızca iki sanatçının ölümü değildir. Mesele, milyonlarca insanın gözümüzün önünde yalnızlığa terk edilmesidir.
Bugün Türkiye’de insanlar sadece ekonomik kriz yaşamıyor; güven krizinin de içinde boğuluyor. Yaklaşık 25 yıldır siyasetin sert dili, kutuplaşma ve bitmeyen gerilim toplumu birbirinden uzaklaştırdı. İnsanlar artık komşusuna, dostuna, hatta birbirine güvenmekte zorlanıyor.
Sosyal medyada binlerce takipçimiz var; ama kapımızı çalacak bir dostumuz yok.
Bize “önce sen”, “en iyisine sen layıksın” dediler. Paylaşmayı unuttuk, sabrı küçümsedik, fedakârlığı zayıflık sandık. Sonunda aynı apartmanda yaşayan insanlar bile birbirinin yokluğunu fark etmeyen bir ülkeye dönüştük.
Yarın gazetelerde daha fazla “evinde ölü bulundu” manşeti göreceğiz. Çünkü yalnızlık bulaşıcıdır; sessizdir ama öldürücüdür.
Bu ülkenin yeniden inşa etmeye ihtiyacı olan şey beton değil, insan ilişkileridir. Siyasetin de, toplumun da artık öfkeyi değil güveni üretmesi gerekiyor.
Çünkü bir millet, birbirinin kapısını çalmayı bıraktığı gün gerçekten yalnız kalır.
Nihat Alparslan
Gazeteci – Köşe Yazısı






















