SİYASET GELİR GEÇER, GERİYE HOŞ BİR SEDA KALIR!
Yusuf Ziya Yılmaz ile Atakum Sahilinde geçmişe yolculuk…
Gazeteci Nihat Alparslan Yazıyor
Bu sabah Atakum sahilinde güzel bir yürüyüşün ve yılların biriktirdiği anıların sohbetine ortak olduk. AK Parti Samsun Milletvekili ve MKYK Üyesi Yusuf Ziya Yılmaz ile birlikte yürürken yalnızca geçmişi değil, Samsun'un nereden nereye geldiğini de konuştuk.
Konuştukça anılar canlandı, eski Samsun gözlerimizin önünden geçti.
Yusuf Ziya Yılmaz'ın Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı 20 yıllık dönemi düşündüğümüzde, şehrin geçirdiği büyük değişimi görmezden gelmek mümkün değil.
Özellikle Atakum sahili…
Bugün insanların yürüyüş yaptığı, bisiklete bindiği, aileleriyle vakit geçirdiği, denizin tadını çıkardığı o güzel sahilin geçmişini bilenler değişimin büyüklüğünü daha iyi anlar.
Bir zamanlar Atakum sahilinde yürümek bile kolay değildi. Sahil boyunca düzensiz bir yapılaşma vardı.Sahil boyunca alkol kullanan düzensiz insanlardan rahatsız olunurdu. Vatandaşların rahatça oturabileceği, yürüyüş yapabileceği alanlar oldukça sınırlıydı. Deniz kenarı bugünkü görünümünden çok uzaktı.
Yusuf Ziya Yılmaz döneminde sahil yeniden düzenlendi. Dolgu çalışmaları yapıldı, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, dinlenme alanları oluşturuldu. Büyük iskeleler ve Çobanlı İskelesi gibi önemli projelerle Atakum'un çehresi değişti.
Sadece Atakum değil…
Doğupark, Batıpark, Amazon Köyü, Amazon temalı müze ve sosyal yaşam alanlarıyla Samsun'a yeni bir kent kimliği kazandırıldı. Parklar, yollar, kaldırımlar, peyzaj çalışmaları ve sahil düzenlemeleriyle şehir bambaşka bir görünüme kavuştu.
Elbette her hizmetin tartışılacak, değerlendirilecek yönleri vardır. Ancak Samsun'un şehircilik tarihinde Yusuf Ziya Yılmaz döneminin önemli bir yeri olduğu da inkâr edilemez.
BİR KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRÜNÜ SAMSUNLULAR NEDEN BU KADAR SEVDİ?
Sabah yürüyüşümüzde sohbet eski yıllara, 1990'lara uzandı.
Yusuf Ziya Yılmaz'ın Samsun Karayolları 7.Bölge Müdürlüğü yaptığı yılları hatırladık.1992 -1998 ve sonrasındaki günleri konuştuk.
Kendisine şöyle bir soru sordum:
"Başkanım, siz bir dönem Karayolları Bölge Müdürüydünüz. Karayollarının işi yollar, araçlar ve ulaşım. Peki, Samsun halkının bu kadar büyük sevgisini nasıl kazandınız?"
Gülümseyerek geçmişi hatırladık.
Çünkü mesele yalnızca görev yapmak değildi. İnsanlarla kurulan ilişki, iş dünyasıyla, esnafla ve vatandaşla kurulan diyalogdu. İnsanların kapısını çalabildiği, derdini anlatabildiği bir yönetici olabilmekti.
Yusuf Ziya Yılmaz'ın Samsun'daki yılları böyle anılarla doluydu.
Bir de unutamadığım başka bir hatıramız var.
1998'lı yıllarda İstanbul'a tayini çıktığında Samsun'dan ayrılışını hatırladım. O günlerde kendisini Ankara yolu üzerinde büyük bir kalabalıkla uğurlamıştık. Araç konvoyu kilometrelerce uzanıyordu. Samsunlular, sevdikleri bir yöneticiyi uğurluyordu.
İşte o gün bir kez daha anlamıştım: Bir insanın makamından ayrılırken gördüğü sevgi, görevdeyken aldığı unvandan çok daha değerlidir.
Daha sonra İstanbul'da kendisini ziyaret ettiğimde Samsun'da belediye başkanlığı yapması konusunu da konuşmuştuk. O günlerde görevinden memnun olduğunu, Karayollarındaki işini sevdiğini söylemişti. Ancak yıllar sonra Samsun halkının sevgisi ve isteğiyle belediye başkanlığı yolculuğu başladı.
Ve Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.
SAMSUN'UN SİYASETİNDE PARTİLER ÜSTÜ BİR İSİM OLMAK
Benim üzerinde özellikle durduğum bir konu var.
Bir siyasetçiyi değerlendirirken yalnızca hangi partiden olduğuna bakmam. Önemli olan yaşadığı şehri tanıması, insanını bilmesi, sorunlarını hissetmesi ve vatandaşla iletişim kurabilmesidir.
Yusuf Ziya Yılmaz'ı da yalnızca AK Parti kimliğiyle değerlendirmek doğru olmaz.
Samsun'da yıllarca yaşamış, bu şehrin sokaklarını, insanlarını, tarihini ve ihtiyaçlarını tanımış bir isimdir. Farklı siyasi görüşlerden insanların da kendisiyle görüşebilmesi, sohbet edebilmesi önemlidir.
Bugün Samsun siyasetinde gördüğümüz en önemli eksikliklerden biri, şehri yeterince tanımadan siyaset yapmaya çalışan anlayıştır.
Samsun'da yaşamak başka, Samsun'u hissetmek başkadır.
Bu şehrin havasını solumak, sokaklarında yürümek, insanının sevincini ve sıkıntısını bilmek gerekir. Çünkü bir şehre hizmet etmek, önce o şehri tanımakla başlar.
SİYASETİN EN BÜYÜK SINAVI MAKAMDAN SONRA BAŞLAR
Sabah yürüyüşümüzün sonunda Yusuf Ziya Yılmaz'a önemli bir cümle söyledim:
"Başkanım, siyaset gelip geçicidir. Bugün makamdasınız, yarın değilsiniz. Önemli olan siyaseti bıraktıktan, makamları terk ettikten sonra da insanların sizi sevgiyle karşılaması, sizinle oturup sohbet etmek istemesidir."
Bence siyasetin en büyük ölçüsü budur.
Çünkü makamlar geçicidir. Unvanlar değişir. Seçimler gelir, seçimler geçer. Partiler iktidara gelir, iktidardan gider.
Ama insanın bıraktığı iz kalır.
Yıllar sonra bir sokakta yürürken vatandaşın sizi durdurup hâl hatır sorması, bir çay içmeye davet etmesi, geçmişten güzel bir anıyı hatırlaması…
İşte gerçek itibar budur.
Bir gazeteciyle bir siyasetçinin yıllar sonra aynı yolda yürüyüp geçmişi konuşabilmesi de bunun güzel bir örneğidir.
Bizim için önemli olan makamların değil, insanlığın kalıcı olmasıdır.
SAMSUN'A VE SAMSUNLULARA HOŞ BİR SEDA BIRAKMAK…
Bugünkü yürüyüşümüz bana bir kez daha şunu gösterdi:
Siyaset yalnızca kürsülerde konuşmak, seçim meydanlarında görünmek veya makam sahibi olmak değildir. Siyaset aynı zamanda insanlarla kurulan bağdır.
Yusuf Ziya Yılmaz ile yıllar öncesine uzanan anılarımızı konuşurken Samsun'un geçmişini, bugününü ve geleceğini düşündüm.
Dilerim bugün görev yapan bütün siyasetçilerimiz de bu anlayışla hareket eder. Şehrini tanır, insanını dinler, vatandaşın kapısını çalar ve görevini tamamladığında arkasında güzel bir iz bırakır.
Çünkü geriye ne makam kalır ne koltuk…
Geriye yalnızca yaptığınız hizmetler, kazandığınız dostluklar ve insanların hafızasında bıraktığınız hoş bir seda kalır.
Gazeteci Nihat Alparslan






















