SİYASET
Giriş Tarihi : 27-06-2026 19:14   Güncelleme : 27-06-2026 19:33

Siyasette Uzlaşma ve Vefa Arayışı

27 Haziran 2026 19:10Yayınlanma zamanı: 27 Haziran 2026 19:13

Siyaset, sadece meydanlarda verilen ateşli nutuklardan ya da sandıktan çıkan rakamlardan ibaret değildir. Siyasetin asıl karakteri; kriz anlarında, kamusal buluşmalarda ve en önemlisi de kameraların anlık olarak kaydettiği o "küçük" ama derin anlamlar barındıran jestlerde gizlidir. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında düzenlenen cenaze töreninde yaşananlar, Türk siyasetinin hem bugünkü ruh halini hem de yakın gelecekteki yol haritasını açıkça ortaya koydu.

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, törende CHP  Grup Başkanı Özgür Özel, Özgür Özel ile tokalaşırken, hemen ardından kendisine yaklaşmak isteyen Ali Mahir Başarır’ı görmezden gelmesi, sadece kişisel bir kırgınlığın ifadesi olarak okunamaz. Bu anlık refleks; partinin kurultay sürecinden bu yana biriken, "mutfak davası" olarak sembolleşen o iç hesaplaşmanın ve siyasi vefasızlığa karşı gösterilen sessiz ama derin bir tepkinin dışavurumudur.

Bugün sosyal medyada, bir dönem partinin liderliğini yapmış, milyonları "Adalet" yürüyüşünde arkasından sürüklemiş bir isme karşı yürütülen kin ve nefret kampanyaları, Türk siyasetinin en büyük yarası olan "kutupçuluğu" beslemektedir. Kendi geçmişine, kendi değerlerine ve liderlerine karşı bu denli acımasızca "hain" yakıştırması yapabilen bir dijital linç kültürü, sadece bir partinin iç huzurunu bozmakla kalmıyor; ülkedeki genel uzlaşı zeminini de dinamitliyor.

Küçük Adımlar, Büyük İttifaklar

Peki, bu kadar keskin kutupların, parti içi kliklerin ve amansız sosyal medya infazlarının gölgesinde Türkiye’de toplumsal ve siyasi uzlaşma nasıl sağlanacak?

İşte bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun aktif siyasetin merkezinde olmasa da, perde arkasında yürüttüğü mekik diplomasisi dikkat çekici bir boyuta ulaşıyor. Kılıçdaroğlu;  Adalet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Vecdet Öz(2009 yılında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı olarak Beylikdüzü'nden belediye başkanı adayı olmuştur. Seçimi az bir oy farkıyla kaybetmişti)  olmak üzere, merkez sağdan ve farklı çizgilerden küçük partilerin liderleriyle, demokratik kitle örgütleriyle görüşmelerini sürdürüyor. Kamuoyunda "küçük partilerle neden görüşülüyor?" sorusunu soranlar, siyasetin sosyolojik derinliğini ıskalıyorlar.

Bu görüşmeler, sadece bir oy hesabı ya da basit bir koalisyon arayışı değildir. Bu hamleler, iktidarın kurduğu hegemonik yapıya karşı, toplumun en kılcal damarlarına kadar uzanabilecek heterojen bir "uzlaşma ve demokrasi bloku" inşa etme çabasıdır. Türkiye’de gerçek bir uzlaşı, ancak ve ancak toplumun tüm renklerini, büyük-küçük demeden aynı masada veya aynı vizyonda buluşturarak mümkündür.

Değişimin Yolu Vefadan Geçer

Kendi içinde barışı, vefayı ve asgari nezaketi sağlayamayan bir yapının, ülkeye kalıcı bir uzlaşma vaat etmesi zordur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun maruz kaldığı tüm haksız eleştirilere ve sosyal medya ambargolarına rağmen ısrarla sürdürdüğü bu diyalog trafiği, iktidara karşı alternatif bir birliktelik modelinin hala canlı tutulduğunun kanıtıdır.

Siyasette kameralar karşısında yüz çevrilen anlar geçicidir; fakat toplumun hafızasına kazınan vefa, adalet ve diyalog arayışı kalıcıdır. Türkiye’nin kurtuluşu, birbirini yok sayanların değil; her şeye rağmen konuşabilenlerin, dinleyebilenlerin ve ortak bir gelecekte buluşma iradesi gösterenlerin eseri olacaktır.

AlparslanAlparslan