izmit escort
Advert
Advert

BAŞKAN SEL"KIRIM VE ADIGE BİRLİĞİ TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR"

Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı Ünver Sel, Kırım ve Adige birliği tarihi bir sorumluluktur dedi. Başkan Ünver Sel, bu konu hakkında Fora Haber’e açıklamalarda bulundu

BAŞKAN SEL

 

BU KAPININ YÜZLERCE YILDIR DEĞİŞMEYEN İKİ SAHİBİ ADIGELER VE KIRIM TATARLARIDIR 

Dünyanın hiçbir coğrafyası, üzerinde yaşayan halklara Kırım Cumhuriyeti ve Adıge Cumhuriyeti kadar ortak tarihi sorumluluklar yüklememiştir. Bu sorumluluğun geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanır. Zira yüzlerce yıl iç içe ya da yan yana yaşayan bu iki Asyalı kavim; sosyo kültürel hayatta, ekonomide, idare ve sanat alanında birbirlerini beslemişlerdir.

Hazar Denizi’nden başlayıp Karadeniz’in kuzey yakasından İstanbul Boğazı’na kadar uzanan kadim coğrafya, iki bin yıldır ortak kaderi paylaşmaktadır. Bu topraklar doğudan batıya, kuzeyden güneye, binlerce yıldır toplumların, uygarlıkların geçtiği tarihi kavimler kapısıdır. 

Çin’den Avrupa’ya uzanan tarihi ipek yolu ile Asya içlerinden Akdeniz’e uzanan ticaret yolları, Kafkasya ile Kırım’ı stratejik bir coğrafya haline getirmiştir.

Tarihsel bir gerçeklik olarak söylemek gerekir ki;  Kuzey Kafkasya toprakları etnik konsolidasyonlarını tamamlayan otokton topluluklardır. Kimmer, İskit, Sarmat, Tauri, Sind, Meot, Kerket, Zikhi, Henioch, Zanig, Pses, Psıl ve Kolchi kabilelerinin bugünkü torunları, tıpkı geçmişte olduğu gibi, Kırım Tatarlarının kardeşleridir.

Bugünkü Adıgelerin ataları olan ve M.Ö. bin yıllarının ilk yarısında etnik konsolidasyon sürecini tamamlamış olan Kuban bozkırının sakinlerinde, sürekli bir yer değişiminin yaşandığı görülmektedir. İskitlerin, bu bozkırda yaşayan kabileleri geride bırakarak, bozkırı geçtikleri ve Kafkas Dağları'ndaki geçitleri de aşıp Transkafkasya’ya gittikleri, M.Ö. 6. yüzyılın başlarında ise tersine bir akın başlatarak eski topraklarına döndükleri bilinmektedir. Bütün bu gelişmeler doğu-batı kültürleri arasında bir etkileşim sağlamıştır.

Öte yandan Antik Yunan kolonileri yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Taman yarımadasından çekilmiş, Kuban bölgesinde ve Azak Denizi’nin doğu kıyısında yaşayan Meotlarla Kırım arasında sosyo ekonomik, kültürel ve toplumsal bağlar güçlenmeye başlamıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi bu tür göçler, yer değiştirmeler uzun yüzyıllar sürmüştür. Bu tür kültürel değişim ve etkileşim, Kuzey Kafkasya’da yerleşik tarım nüfusunun artmasına neden olmuştur.

MS 4. Yüzyılda başlayan Hun dalgaları Kuban’ın sol yakasında yeni bir yapılanma başlatmıştır. Meotlar ve akrabaları olan Zikhi'ler etnik anlamda pekişmelerini tamamlayarak bugünkü Adıge toplumunun ataları olarak tarih sahnesinde güçlenmeye başlamıştır.

Bu dönemde oluşan sosyo ekonomik ve sosyo kültürel yapı, Kafkasya ile Kırım’ın stratejik öneminin temelini oluşturur.

15. yüzyılda Osmanlı hakimiyetine giren Kırım, Anadolu’yu Kuzey Kafkasya ile doğrudan komşu haline getirmiştir. Bu durum coğrafya açısından ikinci büyük değişimi ifade eder.

18. yüzyılda Slavların hakimiyetiyle birlikte Kırım ve Kafkasya 3. Büyük değişimi yaşamış ve iki komşu toprakta yaşayan toplumlar açısından yenilikler getirmiştir. Göçler, sürgünler ve çatışmalarla geçen yılların ardından istikrarlı bir yapı ortaya çıkmıştır.

3. büyük değişim sürecinde Sultan Han Girey’in fikirleri barış içinde, istikrarlı bir Kafkasya ve Kırım hayalini temsil eder. Sultan Han Girey’in Kırım ve Kafkasya’nın birliğini, bölgede yaşayan Kırım Tatarları ve Adıgeler’in feodal kabile toplumundan demokratik topluma evrilmesi gerektiğini savunan fikirleri Sovyetler Birliği’ne uzanan süreçteki en önemli atılımdır.

Sultan Han Girey’in Adıge toplum yapısında idari reform öngören çalışmaları, bugün bütün coğrafyayı etkileyen bir anlamı bulunmaktadır. Söz konusu çalışmanın tarihsel anlamda çok değerli bir belge olduğu kuşkusuzdur. Bunun Kafkasoloji çalışmalarının gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Modern dönem Adıge tarih yazımı başlangıcının, Sultan Han Girey’in çalışmalarına dayandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

1990’dan bu yana Kafkasya halkları Sultan Han Girey’in başlattığı reform hareketinin üzerine çok değerli katkılar eklediler. Bu tarihlerde Kırım, Ukrayna terkibinde kalarak çeyrek asırlık çok değerli bir zamanı kaybetti. 2014 yılından bu yana ise Kırım’da yeni bir siyaset söz konusudur. Halkın tekrar Rusya’ya bağlanma arzusu 2014 yılındaki referandumla gerçekleşti. Böylece 1990-2014 arasındaki tarihi ara dönem sona erdi.

Yeni dönemde Kırım’ın Sultan Han Girey’in başlattığı büyük reformlarla sağladığı gelişmeden faydalanacağı çok alan bulunuyor. Yeni siyasetin sağladığı olanaklarla yeniden Adıge-Kırım birliği üzerine çalışılmalıdır. Bunun için Kırım Tatarları, Adıgelerin tecrübelerinden faydalanmak ve işbirliği olanaklarını geliştirmek için büyük bir heyecan beslemektedir.

Diğer yandan, tarihsel birlikteliğin güneydeki toprakları olan Anadolu yarımadasında yaşayan 5 milyon Kırım Tatarı ve 3 milyon Çerkez’in bu işbirliği sayesinde Türkiye’de ekonomik, siyasi ve kültürel nüfuzunu artırması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum gerek Kırım ve Kafkasya arasındaki işbirliğini, gerekse Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri daha da ileriye götürecektir.

Sultan Han Girey’ın bizzat yönlendirdiği 3. Büyük değişim döneminin ardından, ön Asya’nın en stratejik coğrafyası olan Karadeniz havzasının 4. Büyük değişim çağı başlamıştır. Bu çağda Sultan Han Girey’in fikirleri ve çalışmaları Kırım ve Adıge toplumuna yol gösterecektir.

 

KIRIM VE ADIGE BİRLİĞİ TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR

 

 

Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı Ünver Sel, Kırım ve Adige birliği tarihi bir sorumluluktur dedi. Başkan Ünver Sel, bu konu hakkında Fora Haber’e açıklamalarda bulundu.

 

Dünyanın hiçbir coğrafyası, üzerinde yaşayan halklara Kırım Cumhuriyeti ve Adıge Cumhuriyeti kadar ortak tarihi sorumluluklar yüklememiştir. Bu sorumluluğun geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanır. Zira yüzlerce yıl iç içe ya da yan yana yaşayan bu iki Asyalı kavim; sosyo kültürel hayatta, ekonomide, idare ve sanat alanında birbirlerini beslemişlerdir.

Hazar Denizi’nden başlayıp Karadeniz’in kuzey yakasından İstanbul Boğazı’na kadar uzanan kadim coğrafya, iki bin yıldır ortak kaderi paylaşmaktadır. Bu topraklar doğudan batıya, kuzeyden güneye, binlerce yıldır toplumların, uygarlıkların geçtiği tarihi kavimler kapısıdır. Bu kapının yüzlerce yıldır değişmeyen iki sahibi Adıgeler ve Kırım Tatarlarıdır.

Çin’den Avrupa’ya uzanan tarihi ipek yolu ile Asya içlerinden Akdeniz’e uzanan ticaret yolları, Kafkasya ile Kırım’ı stratejik bir coğrafya haline getirmiştir.

Tarihsel bir gerçeklik olarak söylemek gerekir ki;  Kuzey Kafkasya toprakları etnik konsolidasyonlarını tamamlayan otokton topluluklardır. Kimmer, İskit, Sarmat, Tauri, Sind, Meot, Kerket, Zikhi, Henioch, Zanig, Pses, Psıl ve Kolchi kabilelerinin bugünkü torunları, tıpkı geçmişte olduğu gibi, Kırım Tatarlarının kardeşleridir.

Bugünkü Adıgelerin ataları olan ve M.Ö. bin yıllarının ilk yarısında etnik konsolidasyon sürecini tamamlamış olan Kuban bozkırının sakinlerinde, sürekli bir yer değişiminin yaşandığı görülmektedir. İskitlerin, bu bozkırda yaşayan kabileleri geride bırakarak, bozkırı geçtikleri ve Kafkas Dağları'ndaki geçitleri de aşıp Transkafkasya’ya gittikleri, M.Ö. 6. yüzyılın başlarında ise tersine bir akın başlatarak eski topraklarına döndükleri bilinmektedir. Bütün bu gelişmeler doğu-batı kültürleri arasında bir etkileşim sağlamıştır.

Öte yandan Antik Yunan kolonileri yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Taman yarımadasından çekilmiş, Kuban bölgesinde ve Azak Denizi’nin doğu kıyısında yaşayan Meotlarla Kırım arasında sosyo ekonomik, kültürel ve toplumsal bağlar güçlenmeye başlamıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi bu tür göçler, yer değiştirmeler uzun yüzyıllar sürmüştür. Bu tür kültürel değişim ve etkileşim, Kuzey Kafkasya’da yerleşik tarım nüfusunun artmasına neden olmuştur.

MS 4. Yüzyılda başlayan Hun dalgaları Kuban’ın sol yakasında yeni bir yapılanma başlatmıştır. Meotlar ve akrabaları olan Zikhi'ler etnik anlamda pekişmelerini tamamlayarak bugünkü Adıge toplumunun ataları olarak tarih sahnesinde güçlenmeye başlamıştır.

Bu dönemde oluşan sosyo ekonomik ve sosyo kültürel yapı, Kafkasya ile Kırım’ın stratejik öneminin temelini oluşturur.

15. yüzyılda Osmanlı hakimiyetine giren Kırım, Anadolu’yu Kuzey Kafkasya ile doğrudan komşu haline getirmiştir. Bu durum coğrafya açısından ikinci büyük değişimi ifade eder.

18. yüzyılda Slavların hakimiyetiyle birlikte Kırım ve Kafkasya 3. Büyük değişimi yaşamış ve iki komşu toprakta yaşayan toplumlar açısından yenilikler getirmiştir. Göçler, sürgünler ve çatışmalarla geçen yılların ardından istikrarlı bir yapı ortaya çıkmıştır.

3. büyük değişim sürecinde Sultan Han Girey’in fikirleri barış içinde, istikrarlı bir Kafkasya ve Kırım hayalini temsil eder. Sultan Han Girey’in Kırım ve Kafkasya’nın birliğini, bölgede yaşayan Kırım Tatarları ve Adıgeler’in feodal kabile toplumundan demokratik topluma evrilmesi gerektiğini savunan fikirleri Sovyetler Birliği’ne uzanan süreçteki en önemli atılımdır.

Sultan Han Girey’in Adıge toplum yapısında idari reform öngören çalışmaları, bugün bütün coğrafyayı etkileyen bir anlamı bulunmaktadır. Söz konusu çalışmanın tarihsel anlamda çok değerli bir belge olduğu kuşkusuzdur. Bunun Kafkasoloji çalışmalarının gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Modern dönem Adıge tarih yazımı başlangıcının, Sultan Han Girey’in çalışmalarına dayandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

1990’dan bu yana Kafkasya halkları Sultan Han Girey’in başlattığı reform hareketinin üzerine çok değerli katkılar eklediler. Bu tarihlerde Kırım, Ukrayna terkibinde kalarak çeyrek asırlık çok değerli bir zamanı kaybetti. 2014 yılından bu yana ise Kırım’da yeni bir siyaset söz konusudur. Halkın tekrar Rusya’ya bağlanma arzusu 2014 yılındaki referandumla gerçekleşti. Böylece 1990-2014 arasındaki tarihi ara dönem sona erdi.

Yeni dönemde Kırım’ın Sultan Han Girey’in başlattığı büyük reformlarla sağladığı gelişmeden faydalanacağı çok alan bulunuyor. Yeni siyasetin sağladığı olanaklarla yeniden Adıge-Kırım birliği üzerine çalışılmalıdır. Bunun için Kırım Tatarları, Adıgelerin tecrübelerinden faydalanmak ve işbirliği olanaklarını geliştirmek için büyük bir heyecan beslemektedir.

Diğer yandan, tarihsel birlikteliğin güneydeki toprakları olan Anadolu yarımadasında yaşayan 5 milyon Kırım Tatarı ve 3 milyon Çerkez’in bu işbirliği sayesinde Türkiye’de ekonomik, siyasi ve kültürel nüfuzunu artırması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum gerek Kırım ve Kafkasya arasındaki işbirliğini, gerekse Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri daha da ileriye götürecektir.

Sultan Han Girey’ın bizzat yönlendirdiği 3. Büyük değişim döneminin ardından, ön Asya’nın en stratejik coğrafyası olan Karadeniz havzasının 4. Büyük değişim çağı başlamıştır. Bu çağda Sultan Han Girey’in fikirleri ve çalışmaları Kırım ve Adıge toplumuna yol gösterecektir.

Kırım Tatr Ünver Sel Adige birliği
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Erdoğan'ın torun sevinci
Erdoğan'ın torun sevinci
DYP Genel Başkanı Özaçıkgöz'den Hükümete Çağrı
DYP Genel Başkanı Özaçıkgöz'den Hükümete Çağrı
İzmit escort partner